Halil TUNCER

Ana Sayfa| Künye | REKLAM | Giriş Sayfam Yap | Favorilere Ekleyin | Üyelik | Rss

haliltuncerturizm.com
haberleri benden izleyin

Ana sayfa HABERLER   
POMPEİ İTALYA'NIN VEZÜV YANARDAĞINA KOMŞU KENTİ.
POMPEİ İTALYA'NIN VEZÜV YANARDAĞINA KOMŞU KENTİ.

Eklenme tarihi: 28.12.2009 23:33:42

 

POMPEİ  İTALYA'NIN VEZÜV YANARDAĞINA KOMŞU  KENTİ.

 

İtalya'da Vezüv yanardağı eteğinde eski bir şehir. Eskiden Roma zenginlerinin dinlenme ve eğlence şehri idi. 79 yılında bütün şehir, Vezüv yanardağının püskürmesi sonucu tamamen lavlar altında kalmıştır. 1748 yılında bir köylünün Pompeide heykeller bulması üzerine kazılar yapılmış ve eski şehrin beşte ikisi meydana çıkarılmıştır. Bugün şehrin harabeleri, turistlerin başlıca gezi yerlerinden biridir.

                              

İtalya’daki Vezüv Yanardağının patlaması ile lavlar altında kalan şehir. Napoli’nin 25 km kadar uzağında olan bu şehir, miladi 63 yılında şiddetli bir zelzele ile yıkılmış, şehrin onarımı bitmeden 79 yılında Vezüv Yanardağından çıkan metrelerce yükseklikteki lav ve küllerin atında kalarak kaybolmuştur.

 

Antik şehir M.Ö. 6. yüzyılda Osk’lar tarafından kuruldu. M.Ö. 89 yılında Romalılar tarafından işgal edilerek koloni haline getirildi. M.S. 1. yüzyılda Romalılar buraya gelince şehri eğlence merkezi haline getirdiler. Yapılan kazılardan anlaşıldığına göre, zenginliğin, debdebenin akıl almaz boyutlara yükseldiği bu yer, görünce insanların yüzünü kapatacağı, gözlerini yumacağı bir eğlence pazarı haline gelmişti. Düşünülemeyen, tasavvur edilemeyen ahlaksızlıkların yapıldığı belde M.S. 63 yılında bir zelzele geçirdi. Buna rağmen insanların gittikçe azgınlaşması, eğlence adı altında türlü ahlaksızlıkların devamı sonunda Vezüv Yanardağı Ağustos ayında büyük bir gürültüyle patladı. Kimsenin farkında olmadığı bir sırada havadan taşlar, kaya parçaları ve toprak yağmaya başladı. Bunu gören, o gün için 30.000 civarında olan, Pompei halkı, ne yapacağını şaşırdı. Panik arasında hiç kimsenin aklına ihtiyarları, sakatları, hastaları kurtarmak gelmiyor, herkes yalnız kendini düşünüyordu. Yer yer kalınlığı 3-4 metreye varan küller, kükürtlü buharlar insanı hareket edemez hale getiriyordu. Şarap pazarında toplananlar ise çöküntü sonunda ağırlıkların altında kalıp öldüler. İki gün süren korkunç patlamalar, taş, kül yığınlarının sonunda şehir kalınlığı yer yer sekiz metreyi bulan lav yığınının altında kaldı. Tahmini olarak 2000’den fazla insan öldü.

                           

 

Felaketin daha dramatik tarafı ölen insanların bulundukları durumlardı. Bulunan 2000’in üzerindeki iskeletlerin durumlarından çoğunun çirkin işler yaparken evlerinin harabesi altında kaldığı veya kül yığınlarının ağzına burnuna dolarak onu boğduğu anlaşılmaktadır. Bu felaketle ilgili hatıralar, Roma komutanlarından Pliny the Elder’in yeğeninin, tarihçiTacitus’a yazdığı iki mektupta geniş yazılmıştır.

 

1711 yılında köylünün birinin, toprağını kazarken ortaya çıkardığı gerçek, insanlara, o günkü felakete uğrayanların hallerini ortaya koyması bakımından önemlidir. Pompei’deki kazılara düzenli olarak 1748 yılında başlanıldı. Bundan sonra devam edilen kazılarla düzenli bir plana sahip Pompei şehrinin büyük bir kısmı ortaya çıkarıldı. 1860’ta İtalyan ilim adamı Giuseppe Fiovelli taşlaşan küllerin arasında bir boşluğa tesadüf edince buraya açılan delikten sıvı alçı döktürerek içerdeki boşluğun kalıbını aldırıyordu. Böylece lavların altında kalmış olanların gerçek durumlarını aksettiren haller tesbit edilmiş oluyordu. İlim adamının ölümünden sonra da bu çalışma devam etti. Günümüzde Pompei’nin büyük bir kısmı ortaya çıkarılmıştır. Bugün gezen insanlar 2000 yıl önceki şehri olduğu gibi görebiliyorlar. Lavlar altından çıkarılmış evler, sokaklar, tapınaklar ve diğer eşyalar herkesin ilgisini çektiğinden burası önemli bir turistik bölge haline gelmiştir.

 

Yoğun yaşanan TURSAB Seçimleri ve arkadasından bir çok davet almam beni son derece mutlu etti.Bu arada sizleri istemeden de olsa yazı ve resimlerimden birkaç günlüğüne uzak bıraktım.Açık söyleyeyim benim bu seyahat anlatım,resim ve sitemiz tam bir tiryakilik olmuş.Yoğun telefon trafiği dostlarımın beni hatırlamalından ayrıca gurur duydum.Bu arada KAPPATUR ‘a  bu fırsatı bana verdiği için teşekkürlerimi bu siteden sunuyorum.Çok sevgili dostum Profesyonel Rehber Demir İŞCİL in anlatımları ile yaptığı katkıları da bu sayfalarda ÖZET olarak sizle paylaşıyorum.Haydi bıraktığımız yerden başlayalım .Vezüv Yanardağının lavları arasında berberce kaybolalım.Tarihçilere göre Lanetlenmiş şehir  POMPEİ  in Toplumlarda ve dince nasıl bir tarifi ve anlatımı var beraberce irdeleyelim

Sabah 08.00 Roma Sheraton hotelinden hareketle 3 saat sonra Pompei harabelerine vardık.Kadim Dostum Kappatur Rehberi Demir İŞCİL’i Napoli ve POMPEİ Rehberler Odası Başkanı Stefano karşıladı.Tek tek hepimize HOŞGELDİNİZ diye Türkçe hitap etti.Stefano eşliğinde başladık hikayeyi dinlemeye.Tabi Stefano sanki bizim gibi konuk,sadece Demie İŞCİL’in anlattıklarını dinliyor.Arada bir sorumuz olursa Napoli aksanı ile cevabını veriyor.Aramızda birkaç kişi İtalyanca biliyordu ama tek kelimesini anlamamışlar.Demir bey dostum daha evvel Napoli de yaşadığı için Stefano ile NAPOLİTANCA konuşuyorlar.Dünya tatlısı Stefano,Demir beyle aynı yaştalar yani genç 62 yaşında,sanki bir Türk ,meğer Napolililer bizimle aynı karakter yapısına sahipmişler.Misafir için (tabi dostlar için)yataklarını ble verirlermiş ,Tıpkı Anadolu insanımız gibi.Böyle anlatınca kendinizi sakın Anadolu şehrlerişnden birinde sanmayın Napoli bambaşka,yabancı için çok dikkat edilmesi gereken bir kent.Çünkü liman şehri olduğundan çok yabancı göç var.Ortalık Mısırlı,Cezayirli Tunus’lu Nijeryalı hele Çinli yabancılarla dolu.En büyük sektör kaçakçılık ve Fuhuş.Kapkaç had safhada ,öyle bir organizasyonki bir anda bir motosiklet çıkıveriyor ve Allahaısmarladın çanta.BU KONUDA REHBERLERİNİZİ UYARILARINA İYİ KULAK VERİN.

Fuhuş sektörü dedik böylece Pompei şehrinin lanetlenmesine ve VEZUV’ün patlamasına geldik.Buyrunun hikayenin devamına

1.Bölüm POMPEİ KAVMİ nereden geldi,nasıl çevreye hakim oldu

 

Pompei, Roma'da ahlaki dejenerasyonun sembolüydü. Pompei halkı aynı Lut kavmi gibi cinsel sapkınlıklara yönelmiş, Allah'ın emrettiği ahlaka ve hayata aykırı bir yaşam tarzını tercih etmişti. Ancak onların sonu da Lut kavmi gibi oldu. Çünkü Allah'ın emirlerine başkaldıran her topluluk, bunun karşılığını mutlaka dünyada ya da ahirette alacaktır. Bu Allah'ın bir kanunudur ve Allah "... Sen, Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın ve sen, Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir dönüşüm de bulamazsın." (Fatır Suresi, 43) ayetiyle bu gerçeği bizlere haber verir. Pompei'nin helakı, Vezüv Yanardağı'nın patlamasıyla gerçekleşmişti. Vezüv Yanardağı, İtalya'nın, özellikle de Napoli kentinin sembolüdür. Yaklaşık, 2000 yıldan beri suskun olan Vezüv "İbret Dağı" şeklinde adlandırılır. Ünlü Sodom ve Gomorra kentlerinin başına gelen felaketle, Pompei faciası birbirine çok benzemektedir. Vezüv'ün batı yamacında Napoli, doğu yamacında ise Pompei kenti yer alır. Yaklaşık 2000 yıl önce yaşanan bir lav ve kül felaketi, bu kentin insanlarını ani bir biçimde yakalamıştı. Felaket öylesine ani olmuştu ki, herşey 2000 yıl öncesinde olduğu gibi kaldı. Sanki zaman dondurulmuştu.

 

asvir edilmiştir.Sağda Pompei dönemine ait freskler. Pompei'nin böyle bir felaketle yeryüzünden silinmesinde elbette ders çıkarılabilecek hikmetler vardı. Tarihi kayıtlar, şehrin yok olmadan önce tam bir sefahat ve sapkınlık merkezi olduğunu gösterir. Şehrin en belirgin özelliği, fuhuşun çok yaygın olmasıydı. Ancak Vezüv'ün lavları bir anda tüm kenti haritadan sildi. Olayın en ilginç yanı ise, kentin günlük yaşantısı içinde, Vezüv'ün korkunç patlamasına rağmen, kimsenin kaçamamış ve adeta olduğu yerde donakalıp felaketin farkına bile varamamış olmasıydı. Yemek yiyen bir aile, o andaki gibi aynen taşlaşmıştı. Sapıklıkları esnasında taşlaşmış pek çok çift bulunmuştu. Daha da önemlisi, bu çiftler arasında, aynı cinsten olanlar, küçük erkek ve kız çocuklar da vardı. Pompei kalıntılarından çıkarılan taşlaşmış insan cesetlerinin, bazılarının yüzleri hiç bozulmadan kalmıştı. Genel yüz ifadesi şaşkınlıktı. Çünkü bu halk Allah'ın ayetlerinde bildirdiği gibi, "birdenbire" yok olmuştu. Allah bu konuda "bir şehir halkını" şöyle örnek verir:

 

(Onlara) Yalnızca bir tek çığlık (yetti); anında sönüverdiler. (Yasin Suresi, 29)

 

 

Hz. Lut'un ve Hz. İbrahim'in Hicreti

Ayetlerde Hz. İbrahim ve Hz. Lut'un Allah'ın emriyle hicret edip, güzel bir yurda yerleştikleri bildirilmektedir. Rabbimiz Kuran'da bu iki mübarek insana ve soylarına nasip ettiği hayırlı sonu şu şekilde haber verir:

Pompei'de bulunan bu kalıntılarda, un öğütmek için kullanılan dört değirmen görülmektedir.

Onu ve Lut'u kurtarıp içinde, alemler için bereketler kıldığımız yere çıkardık. Ona İshak'ı armağan ettik, üstüne de Yakub'u; her birini salihler kıldık. Ve onları, Kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar Bize ibadet edenlerdi. Lut'a da bir hüküm ve ilim verdik ve onu çirkin işler yapmakta olan şehirden kurtardık. Şüphesiz onlar, bozulmaya uğrayan kötü bir kavimdi. Onu rahmetimize soktuk, çünkü o, salihlerdendi. (Enbiya Suresi, 71-75)

Hem Hz. Lut hem de Hz. İbrahim hicret etmişler, yani yaşadıkları evlerini ve yurtlarını Allah'ın emriyle terk etmişlerdir.

Hicret, ancak salih müminler tarafından gerçekleştirilebilecek bir ibadettir. Dinden uzak yaşayan insanlar, tüm varlıklarını bir anda arkalarında bırakıp bilinmeyen bir yere doğru göç etmeye yanaşmazlar. Evleri, eşyaları, mal ve mülkleri onlar için çok önemlidir. Oysa bir mümin nereye giderse gitsin, Allah'ın kendisine nasip ettiğinin en hayırlısı olacağını bildiği için, hiç tereddüt etmeden varını-yoğunu bırakıp Allah'ın rızası için hicret edebilir. Hz. İbrahim ve Hz. Lut, bu teslimiyeti ve tevekkülü en güzel şekilde göstermişlerdir. Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için dünyadan vazgeçmiş, karşılığında ise Rabbimiz onları hem dünya hayatında bereketli bir yere yerleştirmiş, hem de ahirette sonsuz cennet nimetlerini bahşetmiştir.

Allah'a güvenen ve hayatlarının her anında mutlaka bir hayırla karşılaşacaklarını bilen müminler de her zaman peygamberler gibi Allah'a teslimiyetli davranmalıdırlar. Çünkü gelecek endişesi ve dünyaya ait hırslar, ancak din ahlakından uzak yaşayan insanlara mahsus özelliklerdir. Rabbimiz maddi menfaatlerinin peşine düşmemelerinin bir mükafatı olarak müminleri, hem dünyada hem de ahirette eşsiz nimetlerle müjdelemektedir.

 

Bunun yanında Kuran'da, Allah'tan büyük bir nimet olarak, peygamberlerin sahip oldukları büyük mülkten bahsedilir. Hz. Davud'a dünya hayatında büyük bir mülk verilmiş, Hz. Süleyman kimsenin güç yetiremeyeceği bir kuvvete ve zenginliğe sahip olmuştur. Allah Kuran'da Hz. İbrahim'e ve soyuna da büyük bir mülk verdiğini bildirir:

Yoksa onlar, Allah'ın Kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? Doğrusu Biz, İbrahim ailesine Kitab'ı ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk de verdik. (Nisa Suresi, 54)

Mal, mülk ve iktidar, inkar edenler veya gaflet içindeki insanlar için hemen her zaman kibir ve şımarıklık nedeni olur. Oysa peygamberler ve onların yolunu izleyen müminler, Allah'ın kendilerine verdiği mal ve mülkü, O'nun rızasına uygun olarak din ahlakının yayılması için, hayırlarda kullanırlar. Ayrıca müminlerin önemli bir özelliği de, mülkün tamamen Allah'a ait olduğunu bilmeleridir. Salih Müslümanlar kendilerine dünya hayatına dair nimetler verildiğinde Rabbimize şükreder, ancak bu nimetler eksildiğinde de yine Allah'a kalpten hamd eder ve güzel bir sabırla sabrederler. Çünkü onlar dünya hayatında bir denemeden geçirildiklerinin ve Allah'ın inananları eşsiz cennet nimetleriyle ödüllendireceğinin bilincindedirler:

İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah katında büyük dereceleri vardır. İşte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır. Rableri onlara katından bir rahmeti, bir hoşnutluğu ve onlar için, kendisine sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler. Onda ebedi kalıcıdırlar. Şüphesiz Allah, büyük mükafaat katında olandır. (Tevbe Suresi, 20-22)

 

SONSÖZ

 

Bu kitapta Hz. İbrahim ve Hz. Lut Peygamberlerin Allah'a olan coşkulu imanlarını, her işlerinde Rabbimize yönelip dönüşlerini, üstün ahlaklarını, putperest ve sapkın kavimleriyle yaptıkları zorlu mücadeleyi Kuran ayetleri doğrultusunda anlattık. Hz. İbrahim putperest kavmine karşı kararlılıkla tebliğde bulunmuş, Allah'a olan teslimiyeti sayesinde önüne çıkan her engele sabretmiş, imanında kararlı olmuştur. Hz. Lut ise, sapkın kavmine karşı sabırla mücadele etmiş, onları Allah'a iman etmeye ve ahlaksızlıklardan uzak durmaya davet etmiştir. Allah'ın alemlere üstün kıldığı bu mübarek insanlar, hayatları boyunca gösterdikleri iman derinliği ve yüksek ahlak ile Allah'ın hoşnutluğunu kazanmış, sonsuz nimetlerle bezenmiş cennet yurduna erişmişlerdir.

 

Erkek olsun, kadın olsun, bir mümin olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veriririz. (Nahl Suresi, 97)

Samimi iman sahiplerinin hayatlarındaki en büyük amaçları da, birer hidayet rehberi olan peygamberlerimizin bu şerefli yolunu izlemek ve böylece Allah'ın razı olduğu, muvahhid kullardan olmak olmalıdır. Allah Kendisi'ne itaat edenlerin alacağı mükafatı Nisa Suresi'nde şu şekilde müjdelemektedir:

Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse, işte onlar Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, doğrular, şehidler ve salihlerle beraberdir. Ne iyi arkadaştır onlar? (Nisa Suresi, 69)

Peygamberler gibi Allah'ın dostu olabilmek ve ahirette de peygamberlerle birlikte olabilmek için, insanın tüm hayatını Allah'ın rızasına uygun olarak yaşaması, hep Allah'a güvenmesi, Allah'ı ve O'nun dinini herşeyden üstün tutması gerekir. Her kim bu ahlakı gösterirse, her kim Hz. İbrahim gibi "alemlerin Rabbine teslim oldum" der ve bu şekilde yaşarsa, o en büyük mutluluk ve kurtuluşa kavuşmayı Allah'tan umabilir.

 

Dünya üzerinde Allah'ın varlığından yana gaflet içinde olan insanların olması, hiçbir insanı yanıltmamalıdır. Unutmamak gerekir ki, Hz. İbrahim putperest bir kavmi tek başına iman etmeye davet etmiş, Rabbimiz de onun bu üstün ahlakını "... İbrahim (tek başına) bir ümmetti..." (Nahl Suresi, 120) ayetiyle övmüştür. Hz. Lut, yanındaki çok az sayıda müminle birlikte, çok üstün bir teslimiyet ve tevekkül örneği göstererek sapkın kavmini iman etmeye davet etmiştir. (Zariyat Suresi, 36) Ancak o ev halkı, kavmin tümünden çok daha kuvvetlidir, çünkü Allah'ın yardımı ve desteği onların yanındadır.

Önemli olan dünyanın bu büyük sırrını, herşeyin Allah'ın kudretinde olduğunu, herşeyin O'na boyun eğdiğini anlamak ve buna göre yaşamaktır. Hz. İbrahim ve Hz. Lut, bu sırrı kavramış ve Allah'ın dostu olmuşlardır. Tüm iman sahipleri de Allah'ın bu mübarek elçileri gibi derin bir imanı ve maneviyatı elde etmeyi amaçlamalarıAllah'ın Kendisi'ne dost edindiği kutlu insanlardan olmak için ciddi bir çaba göstermeleri gerekmektedir.




Bu haber Yönetim tarafından eklendi ve 10607 kere okundu.
 
Tavsiye Et   Yorum yaz   Yazdır  World'e kaydet Paylaş
 
 
henüz yorum yapılmamış ilk yorumu sen yap!
 
DİĞER HABERLER HABERLERİ
  TÜROB XXII Genel Kurulu Toplantısı   FIJET 57.Kongresi Antalya da yapıld
  ROTANA ve DAP Yapı yeni otellerini   Rotana ve DAP Yapı ilk iki otelini
  NG Hotels Marriot International ile   İzmir Büyükelçiler Organizasyonu 2
  İzmir Büyükelçiler Organizasyonu 1   Gaziantep Büyükşehir Belediye Başka
  Japonya gıda firmaları istanbul da   Bekir Atacan İstanbul 2.bölge Ak pa
  ATO ve TÜGİAD ortak yatırımlar hede   ITB Berlin : Tuna Sınır ötesi işbir
 
 
   
   
 
HALİL TUNCER
DENEYİMLERİMDEN
BAŞLARKEN
 
     
     
   
 
Başaran Ulusoy TURSAB Gen
Başaran Ulusoy Basın Açık
12.Turizm Zirvesi İstanbu
TURSAB Başkanı Ulusoy Röp
Seçimin Galibi Ulusoy ve
FLORANSA: MİCHELANGELO'NU
Başaran Ulusoy,TÜRSAB'a Y
ÖZBEKİSTAN MİLLİ KIYAFETL
EMNİYET KEMERİ ENGEL DEĞİ
Halil Tuncerin REHN Gezis
THY Uçuş Eğitim Merkezi A
Travel Turkey İzmir fuarı
Turizmin Nabzı Travel Tur
POMPEİ İTALYA'NIN VEZÜV
LEGACY OTTOMAN DA YAZA VE
Turizmin Nabzı Travel Tur
FRANSA TURİZM ARZINI TANI
THY, TGS'Yİ KURDU
Uluslararası Tunus Douz S
BESİM TİBUK NET HOLDİNG 2
GLOBAL GİRİŞİMCİLİK HAFTA
TÜRSAB Başkanı Başaran Ul
Başaran Ulusoy TURSAB Baş
İSTANBUL ŞEHİR TUR OTOBUS
Başaran Ulusoya İtalya Yı
 
     
 
     
 

ANKET

 
 

 
     
 

FOTO GALERİ

 
 
. .



Ertugrul Günay-Başaran Ulusoy

tijani haddad

Rohit Hangal-Sphere Travel Media

gujarat

hindistan

hindistan

hindistan

hindistan



   Carlos Enrique Mayer Arjantin Turizm Bakanı Halil Tuncer

Başaran Ulusoy

Ali Onaran

tunus

murat dedeman nazire dedeman









Wyndham Oteller Grubu CEO'su Eric Danzinger

..
 

Tüm hakları Turizm Fotoğraf Sanatçısı Halil Tuncer'e (c) a aittir. İnternet sitemizdeki yazı, resim, video ve haberler kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır.
Tasarım & Programlama netyanus.com.tr

Web Tasarım

Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni : HALİL TUNCER 0543 436 0144
İLETİŞİM: haliltuncer39@gmail.com, haliltuncerturizm@yahoo.com

Turizm Haber Sitesi